• lise arkadaşlarından zamanla uzaklaşmak

    1.
    ne kadar "hayır ben unutmayacağım, bağımı koparmayacağım onlarla" denilse de, zamanın ve yaşam koşullarının getirisiyle bir süre sonra bu en sevdiğini sandığın arkadaşlardan uzaklaşma durumudur.

    üniversite yıllarında da samimi olduğun lise arkadaşlarınla görüşmeye çalışsan da, özellikle de ayrı bir şehire okumaya gittiysen artık yavaş yavaş eski arkadaşlarından koptuğunu üzülerek hissedersin.

    üniversite biter, bir iş bulur, yaşama odaklanırsın. bir de bakarsın ki lisede canım kankam dediğin arkadaşlarından ya 1-2 tane kalmıştır ya da kalmamıştır.
    #17495706 :)
  • türk filmlerindeki çocukların yapmacık olması

    1.
    türk film ve dizilerinde oyunculuk yapan çocukların büyük bir kısmının gerçeklikten uzak ve rol yapamama durumlarıdır. tabii ki istisnalar olsa da geneli böyledir. yönetmenin dallamalığından da olabilir tabii.

    şimdi arkadaş bakıyorum yabancı filmlere, çocuk sanki oynamıyor da yaşıyor arkadaş o filmi, looper ı seyrettim en son, velet 3-4 yaşında ama robert de niro bok yemiş yani yanında.

    la bi de bizimkilere bakıyorum, sahte sahte ağlamalar ( hani böyle iki elini yumruk gibi yapıp gözünün üzerinde sağa sola çevirme hareketinin eşlik ettiği) , olaylara garip garip tepkiler, sahte sahte sarılmalar, yav bir park sahnesi görüyorum mesela, çocuğu normal zamanda götür eğlencenin zevkin dibine vurur, ama iş filme gelince böyle saçma sapan hareketler, hele iki çocuğu konuşturuyorlar falan bazı dizilerde, arkadaş bu kadar mı yapmacık olur diyorsun.

    ya kabiliyetlilerini bulamıyorlar, ya cast ajansları torpilli onun bunun yakını olan çocukları filmlere iteliyor, ya da ne bileyim artık.
    #17491049 :)
  • mevsim değişikliğinin bünyede yarattığı etki

    1.
    hava değişimleri ile beraber ortaya çıkan ısınma, soğuma ve doğadaki değişimlere istinaden vücudumuzun vermiş olduğu istem dışı tepkilerin bütünüdür.

    genelde bahar aylarına giriş ve çıkışlarda yaşanır bu tepki ama en çok da sonbahar'a girerken.

    depresyon için bekleyenlere gün doğar,güneş artık ısıtmamakta, havanın soğumasıyla birlikte dondurucu rüzgarlar artmaktadır. artık içinizden hiçbir şey yapmak gelmez, saçmasapan bir bıkkınlık, üretkensizlik, tedirginlik, unutkanlık hali kaplar. okuduğun kitabı, seyrettiğin filmi bile anlamamaya başlarsın. hastalıklar tehdir etmeye başları bünyeyi usulca, hele o ne giymeniz gerektiğini bir türlü çözemediğimiz havalar insanı hasta etmek için bire birdir. bütün bunların üzerine bir de saatlerin geri alınması gelir ki artık hava 5 gibi kararmaktadır. bir de mali olarak gelecek yükün verdiği düşünce anları, alınması gereken kışlık şeyler, ödenecek doğalgaz, kömür vs faturaları. ama işin garibi giremessin işte kolayca o lanet olasıca depresyona, çünkü istesen de giremezsin, çalışmak ya da para kazanmak durumundasındır...

    ama ilkbahar'a giriş öyle mi ? yaklaşmakta olan yaz tatilinin, bitmekte olan okulların habercisi, evine, denize koşacağın anların, azalan faturaların yaklaşması, hasta insanı bile daha iyi hissettiren etkiler. günlerin uzaması, katılınan sosyal aktiviteler, koşmak istersin tepki veren doğada, çiçek veren ağaçlar arasında. piknik vakti gelmiştir artık, atarsın depresyon hırkasını bir köşeye, dünya daha güzeldir artık...

    dediğim gibi bünyeden bünyeye değişen bir olay bu, bazıları kış yaklaşırken, bazıları da yaz gelirken mutlu oluyor işte.
    #17490055 :)
  • kukla

    914.
    (#17455207)

    bu güzel g.tü bizimle paylaşan kermit görünümlü yazar.

    budur lan işte, helal valla iyi cesaret.*
    (bkz: dekoltemi açtım tecavüzcümü bekliyorum)

    dünün en beğenilen götü olmuş.
    #17467654 :)
  • özel günlerde sözlüğün kaos ortamına dönüşmesi

    1.
    açık ve net işte, herşey başlıkta yazıyor. hem dini, hem de milli bayramlarda süregelen durum. herkes sürekli bir şeyleri aşağılama, bazı kişilere, kavramlara, gerçeklere laf sokma yarışında.

    bunu sadece 10 kasım için söylemiyorum, kurban bayramında da böyle, 23 nisan'da da, ramazan bayramında da, 19 mayıs'ta da, 29 ekim'de de..

    anlayamıyorum bu kini ve nefreti, arkadaş biraz sağduyulu ve hoşgörülü olamaz mıyız? bu kadar mı zor insanların değer ve önem verdiği şeylere saygı duymak ? bu tarz yaklaşımlarla fikirlerinizi kabul ettireceğinizi mi sanıyorsunuz ?

    herkeste bir nefret söylemi, bu mudur yani türkiye ?

    sözlüğün; türkiye'Nin bir aynası ve küçültülmüş bir örneğini düşünürsek bu demek ki.

    eğer bu ise gerçekten yazık bu ülkenin gençlerine de, yaşayanlarına da.
    #17466300 :)
  • sınırları cetvelle çizilmiş afrika ülkeleri

    1.
    evet arkadaşlar, bu nasıl bir iştir böyle ? adamın biri cevteli eline almış, aha bu böyle, bu da böyle diye çizmiş bu sınırları. dümdüz ya la. demek ki çöl, kum para etmiyor aga oralarda.



    bakıyoruz, çoğu böyle bunların.

    ben diyeyim libya, çad, sudan, mısır; sen de nijer, mali, batı sahra.
    #17454396 :)
  • 8 kasım 2012 büyük sinek katliamı

    18.


    helikopterden çekilen görüntüler geldi an itibarı ile elimize.
    #17443803 :)
  • 8 kasım 2012 büyük sinek katliamı

    1.
    gerçekleştirilen büyük operasyon sonucunda raid sineksavar ile yapılan katliamdır. 23 leş vardır.
    kasım gelmiş amk, bunlar hala yok eline değeyim, yok yüzüne konayım derdinde.

    operasyon sonrası çekilen bir kare.

    #17443457 :)
  • komşudan dolu gelen tabağın yarattığı sıkıntı

    1.
    ah dostlar ah.

    bazen dersiniz ki keşke yemeseydim o gelen börek ve kurabiyeleri.

    bu öyle bir stres ki işte, 10 gündür o tabak evdedir ve bir türlü doldurulacak bir şey bulunamamaktadır.

    imkan olsa da bir şeyler koyup gönderebilsem diye geçer işte içinden. sanki ben dedim bize bir şeyler gönderin diye, üff, bir de ya kırılırsa bu tabak derdi var.

    en iyisi fırından biraz hamur alıp yağda kızartıp öyle göndermek.

    büyük dert büyük.
    #17438488 :)
  • the walking dead dizisindeki yürüyen ölüler

    1.
    An itibarı ile 3. Sezonunu seyretmekte olduğumuz frank darabont imzalı dizideki; yavaş yürüyen, insanlara saldıran, şekilsiz, korkutucu, insana benzeyen, garip, ruhsuz, şerefsiz yaratıklardır.
    #17436250 :)
  • büyük göğüslü ünlüler

    2.
    (bkz: ayraniç)
    #17433269 :)
  • tıkalı kulağın tıfss diye açılması

    1.
    şehirlerarası yolculuklarda başa gelen hadise. rakım düşükken açık olan kulak, otobüs dağa bayıra çıkınca tıkanır, aşağılara inince gene açılır. yapılması gereken burnu kapatıp kulaklara doğru basınçla havayı yollamak.

    ilham kaynağım

    (bkz: tıkalı burnun çtonk diye açıldığı an)
    #17426171 :)
  • şehirlerarası yolculuklarda akıldan geçenler

    1.
    kişinin gidiş amacı ile doğru orantılı olarak değişkenlik gösteren, belki sadece gözyaşları içerisinde, belki de büyük mutluluklar arifesinde olan düşünceler topluluğudur.

    küçüklüğüme dair aklımda kalanlar hep yolların ne kadar uzun olduğu, köylerin şehir yaşamından ne kadar farklı olduğuydu. otobüse binmeden önce de umarım düzgün ve kapısı otomatik (ne saçmaymış) olan bir araç ile seyahat ederim heyecanı vardı onlu yaşlarda. belki bilenler vardır, o dönem 0302 otobüsler ve bu otobüslerin kaptan yanında tek kişilik en önde koltukları vardı. çocukluk heyecanı ile hep o koltukta oturmak istemişimdir. buna izin veren de bir çok babacan şoföre denk geldim açıkçası. yaz tatillerinde anneanne'ye yapılan uzun otobüs yolculukları en keyiflisiydi.

    üniversite dönemleri biraz daha farklıydı, anne babadan ayrılıp başka bir şehirde okuyunca sürekli seyahat etmek zorunda kalıyorsun. ilk senelerde biraz da çekingen ve tek başına bir yerlere gitmenin verdiği korkaklık, aileden ayrılmanın verdiği üzüntü, yolculukların daha karamsar olmasına sebep verse de 2.yıldan sonra bu da değişti. yazın özlenen üniversite arkadaşları ve okuduğun şehirdeki eve kavuşma isteği daha ağır basmaya başladı. artık aileye dönüş değil, arkadaşlara dönüş yolculukları daha keyifli olmuştu.

    okul bitip bir işe girdikten sonra özel araba ile şehirlerarası seyahatlar ise farklı yerlere gidilirse keşif ruhunu ortaya çıkarıyor. yollarda yeni yeni kasabaları, insanları görmenin verdiği güzel ruh hali var artık. kamyoncu duraklarında yenilen güzel yemekler de cabası.

    bütün bu seyahatların en düşündürücü ve üzücü olanı ise hastalık ve ölüm durumunda yapılanlar. aklından hiç bir şey geçmiyor, sadece gözyaşlarınla, acaba öldü de bana mı söylemiyorlar düşünceleri ile içini kemire kemire geçiyorsun yollardan. yol uzadıkça uzuyor, bitmiyor kilometreler. durmasın istiyorsun mola yerinde otobüs, konuşmasın istiyorsun hiç kimse.

    kısacası, her psikolojik ana ait farklı tepkiler ve gözlemler işte.
    #17421562 :)
  • öğrenciyken para kazanmak için yapılan şeyler

    1.
    kısıtlı harcama imkanına sahip, ailesinden fazla destek alamayan ama bir şekilde de kimseye muhtaç olmadan okuduğu şehirde hayatını devam ettirmek zorunda olan öğrencilerin para kazanmak için yaptığı şeyler ve çalıştığı işlerdir.

    ben 3-4 sene boyunca kaset sattım, o dönemde cd,mp3 falan yoktu, tezgah açıyordum, masterlarını ya da plaklarının orjinal kopyalarını bulduğum ürünleri üniversitede satıyordum. en azından kiramı ve yemeğimi karşılamaya yetiyordu. bununla birlikte deri ve boncuklardan kolye, bileklik yapmayı öğrenmiştim. eminönü ve tahtakale'den bunların hammadesini alıp takı haline dönüştürüp, kadıköy'de eski ptt'Nin arkasında tezgah açıyordum.

    ama öyle güzel geliyordu ki o kazanılan para. paranın ne kadar değerli olduğunu kendin emek vererek kazanınca daha iyi anlıyorsun. tasarrufu ve çar çur yapmamayı öğreniyorsun.
    #17411112 :)
  • antalya dan nefret etme sebepleri

    4.
    5 senedir burada yaşayan biri olarak şu tespitleri yapabilirim.
    aslında bir çok sebep var ama iyi yanları da çok var.

    önce nefret ettiren şeyler :

    1)sahildeki bütün cafelerin tek elden işletiliyor olması, baki group denen birine verilmiş, hepsinde aynı şeyler var, hepsi çok kazık, işletmeler kötü, menü berbat, insana saygı ilgi çok kötü, hatta bilen bilir turkish cafe bile onların işletmesinde.

    2)esnafı çok ilgisiz, hepsi banane amk modeunda, doğru dürüst yüzünüze bile bakmazlar, antalya'Lı olup olmadıklarını bilemem ama çoğu böyle.

    3)sanayisi büyük olmasına rağmen dikkatli olmak gerekiyor, arabanız falan bozulursa bir tanıdık vasıtası ile gidin, ayakta s.kerler adamı.

    4)herhangi bir meyhane kültürü yok, olan da sadece standart ve 3-5 çeşit meze ile servis yapan yerler, istanbul'daki ortamı yakalamak zor.

    5)balık çok pahalı, hatta pazarlar da çok pahalı, şaşırıyorsun türkiye'Nin tarım ve sera merkezinin neden bu kadar pahalı olduğuna.

    6)kaleiçindeki esnafa dikkat, itelerler dandik bir ürünü anında.

    7)genelde toprak zengini oldukları için sonradan görmesi çok, toprağı satan altına 2012 model arabayı, jipi çekmiş, bütün dağları ben yarattım havalarında.

    8)trafiği ve şoförleri berbat, sol şeritten 50 ile giden yüzlercesine rastlanabilir, kimse kimseye yol vermez, hoşgörü çok az, bunu biraz da sıcağa bağlıyorum aslında.

    9)geceleri güllük ve 100.yıl civarı travesti kaynıyor, alınan doğru dürüst bir önlem de yok.

    10)antalya spor'a doğru dürüst destek yok, olsa da maçlarda çok küfür ediyorlar, benim bile yüzüm kızarıyor amk.

    11)aga her yerde tabelalar rusça, ingilizce, kışın şehirde türkler kalıyor arkadaş, şunları biraz da türkçe yazın.

    12)çevre yolu etrafı mezbelelik gibi, yolun asfaltı da çok kötü, bir türlü sıcak asfalt yapamadılar şunu.

    ---------------------------------------

    iyi yanlarına gelelim.

    1)doğası nefis.

    2)şehir tertemiz.

    3)trafik istanbul'a kıyasla az.

    4)gerçek antalyalılar iyi insanlar, ama göçle azalmışlar.

    5)yaylaları çok güzel, yazın serin serin.

    6)adrasan, kemer, alanya, side, manavgat, konyaaltı, belek, beldibi,olimpos,çıralı,kaş,kalkan,finike bu şehirde ve bütün kötü yanlarını örter işte bunlar.
    #17410758 :)
  • üni ye giden kızların vajinalarının tıraşlı olması

    1.
    vajina'da kıl olmuyor, vulva'da olur.

    tanımlarsak "kuku görmemiş insan tespiti" diyebiliriz.
    #17389268 :)
  • eski doğu bloğu mimarisi

    1.
    sscb ile birlikte komünist ideoloji'yi benimsemiş polonya, bulgaristan, moldovya, romanya, doğu almanya, çek cumhuriyeti vs.vs. gibi ülkelerde görülen mimari tarzı ve şehir planlaması sistemleridir.

    saraylar en şaşalı yapılardır.

    kremlin sarayı ve meydanı





    --------------------------------

    st petersburg (eski leningrad) emitaj sarayı, altın ve inanılmaz zenginlikle süslü.



    ---------------------------------

    doğu berlin karl marx bulvarı , aynı sovyet meydanları gibi geniş ve çevresi tek düze dümdüz binalarla dolu



    ---------------------------------

    bükreş parlemanto sarayı, çavuşesku tarafından yapılmış ve inanılmaz büyük



    ----------------------------------

    şu anda otel olarak kullanılan gresham palace (budapeşte)



    -----------------------------------

    moldovya başkenti kişinev'den bir görünüm



    bütün bu zarif, para harcanmaktan çekinilmemiş eski politbüro yapılarının haricinde evler olabildiğince sadedir.
    genelde tek tip, depreme dayanıklı tünel kalıp olup iç hacimleri genelde küçüktür. minimum konfor vardır, amaç sadece barınmaktır.



    baltık mimarisi de denilen bu mimarinin etkisi ülkemizde 40 yıl boyunca rus işgali altında kalan kars'ta görülmektedir. kozmos filminden sonra aşık olup ilk fırsatta gittiğim bu yeri de henüz bozulmadan görmenizi tavsiye ederim.

    hekim evi



    defterdarlık



    sağlık müdürlüğü binası

    #17388388 :)
  • cahil profesor

    453.
    cumartesi gününe çaylaklık ile başlamış günün ilk talihlisi, yok yok talihsizi. la olm bir türlü öğrenemedin bulaşıp bulaşmaycağın yeri. koministimam'a, kukla'ya, yastigimi rahat birakin'a dokunma. alırlar paçanı aşşağı. *

    nottingham: mail attı entrysini, aha şöyle birşeyler birşeyler yazdı, çaylak oldu yavrı.
    #17386479 :)
  • maaşı asgari ücretten gösteren işveren

    1.
    3-5 cebime fazla kalsın diyerek, devlete az vergi verme gayesiyle usulsüzlük yapmaktan çekinmeyen ve aradaki maaş farkını elden veren işverendir.

    diyelim ki maaşınız 2000 tl. işyeri maaşınızı asgari ücretten 886 tl olarak gösteriyor, bunun yaklaşık 180-200 tl'sini vergi olarak ödüyor, kalan net 700'ü hesabınıza yatırıyor, 1300 tl'Yi de elden size veriyor. böylelikle maaşı düşük gösterdiği için daha az vergi ödüyor devlete.

    peki bunun çalışana yansıması ne ? primler düşük ödendiği için emeklilikte düşük maaş, işten atılma durumunda alınacak tazminatın düşük olması.

    not: götelek.
    #17374740 :)
  • midyeyi tepsi ile satın almak

    1.
    midyeci ile pazarlık yaparak tepsideki tüm midyeleri satın alma işidir.

    kafa bulanık ve hafif dönmektedir. zaten ayık kafa ile pek yapılmaz bu eylem. 3-5 arkadaş horğrororğro nidaları ile dünyayı ben yarattım havalarında bardan, cafeden çıkarsın.

    aa , o da ne ?

    nerede durması gerektiğini çok iyi bilen midyeci kardeşimiz aportta bekliyor.

    -Kaça abi midye ?
    +25 , 35, 50 kuruş
    -la hepsini alak mı ? hıck. alak alaka alakaalak (grup sesi)
    -kaç para olur hepsi ?
    +80-90 tl bişeyler bişeyler

    herkes cebindeki parayı çıkarır.

    -65 var, olur mu ?
    +sizi mi kıracam, olur tabii (biz kimsek artık onun hayatında)

    sonra hep beraber yumulunulur midyelere.

    o kafayla yediğin haltı sabah farkedersin.

    sabaha parasız, mide ağrısı ile ve cırcır olarak uyanılır.
    #17363772 :)
  • yeni şeyler getiriyorum